Uzmanlar, Türkiye’de tuz tüketiminin önerilen sınırların 2-3 katı üzerinde olduğunu ve bunun kalp-damar sağlığı başta olmak üzere ciddi riskler taşıdığını belirtiyor.
Türkiye’de günlük tuz tüketiminin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği sınırların 2 ila 3 katı üzerinde seyrettiği belirtildi. İstinye Üniversitesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sünbül, aşırı tuz alımının kalp ve damar sağlığı başta olmak üzere ciddi halk sağlığı sorunlarına yol açtığını vurguladı.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yetişkinler için günlük tuz tüketimini en fazla 5 gramla sınırlandırıyor. Prof. Dr. Sünbül, Türkiye’de yapılan araştırmaların ortalama günlük tuz tüketiminin 10-15 gram arasında olduğunu gösterdiğini açıkladı. Bu durum, önerilen miktarın önemli ölçüde üzerinde bir alıma işaret ediyor.
Prof. Dr. Sünbül, yüksek tuz tüketiminin vücutta sodyum ve su tutulumunu artırarak kan basıncını yükselttiğini belirtti. Bu durumun uzun vadede hipertansiyon, kalp kasında kalınlaşma, koroner arter hastalığı, kalp yetersizliği, inme ve kronik böbrek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi. Ayrıca, yüksek tuz alımının osteoporoz ve mide kanseri riskini de artırabileceği ifade edildi.
Toplumda tuz tüketiminin genellikle sofradaki tuzlukla ilişkilendirildiğini ancak asıl sorunun işlenmiş ve paketlenmiş gıdalardan kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Sünbül, bu gıdaların toplam tuz alımının yaklaşık yüzde 70-80’ini oluşturduğunu dile getirdi. Ekmek, peynir, zeytin, şarküteri ürünleri, hazır çorbalar, soslar ve fast-food ürünlerinin başlıca gizli tuz kaynakları arasında yer aldığını ekledi.
Çocukluk döneminde başlayan yüksek tuz tüketimi alışkanlıklarının gelecekteki sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabileceği kaydedildi. Erken yaşta fazla tuz almak, erişkinlikte hipertansiyon riskini artırırken, tuzlu gıdalara yönelik tat alışkanlığı obezite, damar sertliği ve böbrek hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor.
Tuz tüketimini azaltmanın mümkün olduğunu ve vücudun bu değişime kısa sürede uyum sağladığını söyleyen Prof. Dr. Sünbül, yapılan bilimsel çalışmaların 2-4 hafta içinde tat algısının değiştiğini gösterdiğini belirtti. Bu süreçte daha az tuzlu yiyeceklerin yeterli gelmeye başladığı gözlemleniyor.
Kaya tuzu, deniz tuzu veya Himalaya tuzu gibi alternatiflerin daha sağlıklı olduğu yönündeki yaygın kanının aksine, bu tuzların büyük oranda sodyum klorür içerdiği ve kardiyovasküler sağlık açısından belirleyici olanın tuzun türü değil, miktarı olduğu vurgulandı. Ancak iyotlu tuz kullanımı, iyot eksikliğini önlemek için önem taşıyor.
Prof. Dr. Sünbül, günlük hayatta tuz tüketimini azaltmak için pratik önerilerde bulundu. İşlenmiş gıdaları azaltmak, alışveriş yaparken düşük sodyumlu ürünleri tercih etmek, yemeklerde tuzu kademeli olarak azaltmak, lezzeti artırmak için baharat ve doğal aromalardan yararlanmak, tuzluk kullanmamak ve dışarıda yemek yerken ‘az tuzlu’ siparişi vermek gibi adımların tuz alımını önemli ölçüde düşüreceğini belirtti. Kalp ve böbrek sağlığını korumak için en etkili adımın tuz tüketimini azaltmak olduğunu ve sürdürülebilir alışkanlıklar geliştirmenin büyük sağlık kazanımları sağladığını sözlerine ekledi.
42 Haber, güncel, doğru ve tarafsız habercilik anlayışıyla Türkiye ve dünyadan gelişmeleri okuyucularına ulaştıran dijital haber platformudur. Tüm içerikler telif hakları kapsamında korunmaktadır.
Yorum Yap