Boşanmada mal paylaşımı, evlilik süresince edinilen her şeyin ortaya konup ikiye bölünmesi anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun yasal rejim olarak öngördüğü edinilmiş mallara katılma rejiminde ortaya çıkan sonuç bir mülkiyet…
Boşanmada mal paylaşımı, evlilik süresince edinilen her şeyin ortaya konup ikiye bölünmesi anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun yasal rejim olarak öngördüğü edinilmiş mallara katılma rejiminde ortaya çıkan sonuç bir mülkiyet paylaşımı değil, para olarak istenen bir alacaktır. Bu alacağın adı katılma alacağıdır ve dört işlemin sırayla yapılmasıyla bulunur: malların kütlelere ayrılması, kütlelere yapılacak ekleme ve düzeltmelerin işlenmesi, borçların düşülmesi ve kalan artık değerin yarısının karşı tarafa alacak olarak tanınması.
Sonucu değiştiren asıl noktalar bu dört adımın kendisinde değil, adımların içindeki tercihlerde saklıdır: bir malın hangi kütleye yazıldığı, hangi tarihteki değerinin esas alındığı ve kredinin hangi dönemde ödendiği.
Rejimin tamamı iki kütle üzerine kuruludur. Edinilmiş mal, eşin evlilik boyunca bir karşılık vererek elde ettiği değerdir: maaş ve serbest çalışma geliri, bu gelirle alınan taşınmaz veya araç, sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar ve kişisel malların evlilik içinde getirdiği gelirler. Kişisel mal ise karşılık verilmeden ya da evlilik dışında edinilen değerdir: evlenmeden önce sahip olunan mallar, miras veya bağış yoluyla gelenler, yalnızca kişisel kullanıma yarayan eşyalar ve manevi tazminat alacakları.
|
Ölçüt |
Edinilmiş mal |
Kişisel mal |
|---|---|---|
|
Edinme biçimi |
Karşılığı verilerek elde edilir |
Karşılıksız gelir veya evlilik öncesine aittir |
|
Tipik örnek |
Maaş, maaşla alınan konut ve araç, iş geliri |
Miras, bağış, evlilik öncesi taşınmaz, kişisel kullanım eşyası |
|
Kira ve faiz geliri |
Doğrudan bu kütleye girer |
Malın kendisi kişisel kalır, geliri edinilmiş sayılır |
|
Tasfiyedeki rolü |
Artık değer hesabına katılır |
Kural olarak paylaşıma girmez |
|
İspat yükü |
Aksi gösterilmedikçe varsayılan kütledir |
İddia eden eş belgeyle ispat eder |
Son satır uygulamada sıkça tartışılan noktadır. Kanun, bir eşin bütün mallarını aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul eder. Bu nedenle bir taşınmazın miras kaldığını veya evlenmeden önce alındığını söylemek yetmez; tapu kaydı, veraset belgesi, banka dekontu ya da satış sözleşmesiyle gösterilmesi gerekir. Belgesi bulunmayan iddia, hesapta karşı tarafın lehine sonuç doğurur.
Tasfiyede birbirinden farklı iki tarih iş görür ve bunlar karıştırıldığında hesap baştan yanlış kurulur. Birincisi rejimin sona erdiği tarihtir. Boşanma veya evliliğin iptali halinde mal rejimi, kararın kesinleştiği gün değil, davanın açıldığı tarih itibarıyla sona erer. Dava açıldıktan sonra alınan bir araç ya da açılan bir hesap kural olarak paylaşıma girmez. Bu tarih, hangi malların hesaba dahil olacağını belirler.
İkincisi değerlendirme tarihidir. Hesaba giren mallar satın alındıkları bedelle değil, tasfiye anındaki sürüm değerleriyle dikkate alınır. Evliliğin ortasında alınmış bir daire, alım bedeliyle değil karara en yakın tarihteki güncel değeriyle hesaba girer. Fiyatların hızla değiştiği dönemlerde bu iki rakam arasındaki fark, alacağın büyüklüğünü belirleyen başlıca unsur haline gelir.
Takas kuralı, uygulamada sıkça atlanan bir sonuç doğurur. Her iki eşin de edinilmiş malı varsa ortaya iki ayrı alacak çıkar; mahkeme bunları birbirinden düşer ve ödeme yükü yalnızca artık değeri yüksek olan tarafta kalır. Kusur bu aşamada sınırlı bir rol oynar: kanun, zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hakime kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun biçimde azaltma ya da tamamen kaldırma yetkisi tanır, bunun dışındaki kusur hallerinde pay oranı değişmez.
Hesabın hangi belgeye dayanacağını dava açılmadan önce netleştirmek gerekir. Malvarlığı dökümünün bir Bursa aile hukuku ve boşanma avukatı ile birlikte çıkarılması, sonradan giderilmesi güç olan kayıt eksiklerini baştan önler.
Gerçek dosyaların çoğunda bir mal tek kaynaktan finanse edilmiş olmaz. Evlenmeden önce biriktirilen parayla peşinatı verilip kalanı evlilik içinde kredi taksitleriyle ödenen bir konut, tümüyle kişisel ya da tümüyle edinilmiş mal sayılmaz. Böyle bir malda her kaynağın bedele katkı oranı belirlenir ve bu oran, tasfiye anındaki güncel değere uygulanır. Bedelin dörtte biri evlilik öncesi birikimden, dörtte üçü evlilik içinde ödenen taksitlerden karşılanmışsa, güncel değerin dörtte üçü edinilmiş mal kütlesinde değerlendirilir.
Miras yoluyla gelen mal kişisel kalır, ancak evlilik boyunca getirdiği kira geliri edinilmiş mal sayılır. Miras kalan taşınmaz satılıp yerine başkası alınmışsa yeni mal da kişisel niteliğini sürdürür; buna karşılık satış bedelinin üzerine evlilik içi gelirle ekleme yapılmışsa o kısım edinilmiş mala dönüşür. Karma finansmanda hesabın doğru çıkması, hangi ödemenin hangi kaynaktan yapıldığının hesap hareketleriyle izlenebilmesine bağlıdır.
Bir eş, diğerinin adına kayıtlı bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılık almadan katkı yapmışsa, katılma alacağından ayrı olarak değer artış payı isteyebilir. İki talep aynı şey değildir: katılma alacağı artık değerin yarısına dayanır, değer artış payı ise somut katkının o maldaki değer artışına yansıyan karşılığıdır.
Katılma alacağı bir mülkiyet hakkı değil, para alacağıdır. Karar, eşin adına kayıtlı taşınmazın yarısını doğrudan karşı tarafa geçirmez; hükmedilen tutarın ödenmesini gerektirir. Hakkaniyet gerektiriyorsa mahkeme alacağın ayın olarak, yani malın kendisinin verilmesi biçiminde karşılanmasına karar verebilir, fakat kural olan para ödemesidir. Ödeme güçlüğü ortaya çıktığında borçlu eşe süre tanınması da mümkündür.
Bu ayrım talebin nasıl kurulacağını değiştirir. Alacak para olarak doğduğu için dava sürerken taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi ihtimali gündeme gelir; karara ulaşıldığında hükmün uygulanabilir kalması, dava sırasında tedbir yönünden ne yapıldığına bağlıdır. Ayrıca mal rejimi tasfiyesi boşanmadan ayrı bir davadır ve boşanma hükmü kesinleşmeden karara bağlanmaz. Boşanma kesinleştikten sonra talebin gecikmesi hak kaybı riski taşıdığı için, sürenin dosya özelinde değerlendirilmesi gerekir.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal rejim olarak uygulanır. Bu tarihten önce evlenen ve sözleşmeyle başka bir rejim seçmeyen eşlerde malvarlığı tek bir kurala göre değerlendirilmez. 2002 öncesinde edinilen mallar o dönemin kuralı olan mal ayrılığına tabidir ve bu dönem bakımından katılma alacağı değil, katkı payı alacağı gündeme gelir. 2002 sonrasında edinilenler ise katılma alacağı hesabına girer. Uzun süren evliliklerde bu ikili yapı, hesabın teknik açıdan zorlayıcı ve itiraza en açık tarafıdır.
Tasfiye davasında sonucu tarafların anlatımından çok dosyaya giren kayıt belirler. Hesabın kurulmasını pratikte şu belgeler mümkün kılar:
Bu kayıtların dava açılmadan önce toplanması, hangi kalemin hangi kütleye gireceğini baştan görünür kılar. Buradaki açıklamalar hesabın genel işleyişini anlatmak için yazılmıştır; bir malın hangi kütleye yazılacağı, katkı oranının nasıl çıkacağı ve talebin nasıl kurulacağı her dosyada farklıdır ve kendi belgeleri üzerinden değerlendirilmesi gerekir. Kendi durumunuz için adım atmadan önce elinizdeki kayıtlarla birlikte hukuki danışma almanız, talebin doğru kalemler üzerinden kurulmasını sağlar.
42 Haber, güncel, doğru ve tarafsız habercilik anlayışıyla Türkiye ve dünyadan gelişmeleri okuyucularına ulaştıran dijital haber platformudur. Tüm içerikler telif hakları kapsamında korunmaktadır.
Yorum Yap